İnternet sitemizde çerezlerden faydalanılmaktadır. Ayrıntılı bilgi için Çerez Politikamızı inceleyebilirsiniz.
DRAG
GERİ DÖN SIRENA'S WHISPER

Zamansız Liman Girne

Kıbrıs’ın kuzey kıyısında yer alan liman kenti Girne, Anadolu’nun Akdeniz kıyılarına bakan şirin şehir ve tarih boyu olduğu gibi bugün de siyasi durumuyla ilgili tartışmalar gerek zengin tarihini gerekse kültürel yaşamını gölgede bırakıyor. Ne var ki yeryüzünün en özgür gezginleri olan yatçılar için aşılmayacak engel yok. Girne bir tekneyle girerken en heyecan verici varış noktalarından biri.

Stratejik tratejik konumu nedeniyle Hitit, Asur, Mısır, Yunan, Roma, Bizans, Pers, Emevi, Haçlı, Venedik, Ceneviz ve Osmanlı gibi devletlere ev sahipliği yapmış, Doğu Akdeniz’in en keşfedilesi noktalarından birindeyiz. Korsan akınlarına açık olduğundan defalarca yağmaya uğramış, kuşatma ve fetihlerle anılan ve her birinden izler taşıyan, tüm kara bağlantılarının uzağındaki gerçek denizcilerin barınağı.

Girne’nin tarihi, I.Ö. 3’üncü binyıla kadar uzanıyor. Antik dönemlerde, Fenikeliler ve Romalılar tarafından önemli bir ticaret merkezi olarak kullanılmış. 1191’de Arslan Yürekli Richard tarafından fethedilmesiyle Kıbrıs İngiliz yönetimine girdikten sonra stratejik önemi artmış. Venediklilerin Nicosia’yı surlarla güçlendirmesinden sonra güvenliğe kavuşarak önemli bir ticaret merkezi haline gelmesi, 12-16’ncı yüzyıllarda Latin kralları hükümranlığı altında ticaret merkezi haline gelmesi ve Osmanlıların fethiyle en önemli ihracat ve transit limanları arasına girmesi, geçmişinin zenginliğinin kanıtları.

1571’de Osmanlı kontrolüne geçen Girne’de bazı önemli yapılar inşa edilmiş. Bunlar arasında Girne Kalesi ve çeşitli camiler bulunuyor. 16’ncı yüzyıldan kalma kale, ziyaretçilere muhteşem bir deniz manzarası sunuyor. Antik bir gemi kalıntısının sergilendiği Girne Batık Gemi Müzesi de ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. 1974’te Kıbrıs’ın bölünmesinden beri kent Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin yönetiminde. Girne, günümüzde hem yerli hem de yabancı turistler için popüler bir destinasyon haline gelmiş durumda.

Şehir hem tarihi hem de modern yapıları ile dikkat çekici. Liman bölgesi restoran, kafe ve dükkanlarla dolu. Ayrıca üniversiteleri ve kültürel etkinlikleriyle de tanınan bir yer.

Girne’nin etrafındaki dağlar ve plajlar, doğa yürüyüşleri ve su sporları için ideal alanlar sunuyor. Alagadi Plaji ve Escape Beach gibi tesisler güneşlenmek ve yüzmek için en popüler noktalar. Yıl boyunca birçok festivale ev sahipliği yapan Girne, Kıbrıs Müzik Festivali ve Girne Klasik Müzik Festivali gibi etkinliklerle sanatseverler hoş fırsatlar da sunuyor. Yerel mutfak doğal olarak Akdeniz lezzetleriyle ünlü. Taze deniz ürünlerine kebaplar ve geleneksel mezeler eşlik ediyor. Hem tarih meraklıları hem de tatilciler için birçok aktivite sunan liman kenti, aynı zamanda arkeolojik bir bölge. Doğu Akdeniz’de, Lübnan açıklarında ele geçmiş İ.Ö. 8 ve 7’nci yüzyıllara tarihlenen amfora buluntuları Kıbrıs’ın ticari gücünü kanıtlarken son yıllarda yapılan kazılar da Girne’de günümüzden altı bin yıl önce şarap üretildiğini ortaya koydu.

Bellapais’deki Beylerbeyi Camii ve tarihi limanın dinginliği her ilk görene “Buraya neden daha önce gelmedim?” dedirtecek kadar etkileyici. Bellapais Manastiri ve Antiphonitis Kilisesi önde gelen diğer ziyaret noktaları. Çoğunluk ise yaz tatili için Girne’yi lüks SPA otellerinden dolayı tercih ediyor. Yaz ortasında bile serinletici bir rüzgara sahip olan iklimi, yer yer Karayipleri andıran rengiyle denizi, Hintli, İngiliz, Türk ve Yunan kültürlerini harmanlayan atmosferi ve bildiğimiz dünyayı terk edip bu köşeyi seçmiş sakinleriyle o kadar özgün bir nokta ki, politika gereği pek tanınmıyor olmasını anlamak zor. Oysa kravatlı beyler aralarında anlaşabilse Akdeniz’in kraliçesi olarak anılması çok kolay olabilir.

Girne’de neyin ne olduğunu sorguladıkça Odysseia ve İlyada’dan alıntılar yapmak, mitolojik tanrıların buraya ilişkin efsaneleriyle tanışmak vazgeçilmez oluyor. Mısır, Asur, Pers ve Roma dönemlerindeki önemli olaylar ve kişilikler birbiri ardına belleğe sızarken Hz. İsa’nın havarisi St. Paul’ün yolculuğu ve Hristiyanlık tarihi de zihinde canlanıyor. Adadaki Helen ve Türk kökenli iki toplumun 1964 ve 1974’te savaşa varan çatışmaları günümüzde halen tam anlamıyla çözüme kavuşmamış sorunlar doğurdu. Halen Kıbrıs iki ayrı ülkeye ayrılmış durumda ve aralarında keskin bir sınır bulunuyor. Adadaki ekonomi her iki kesim için de turizme dayalı. Girne’nin dünyalı bir liman kenti olmasını da bu sınır engelliyor. Bu durumun gece hayatını hiç mi hiç etkilemediği söylenebilir. Beach kulüplerde sabahın ilk ışıklarına kadar devam eden eğlence kent merkeziyle iç içe. Başta hellim olmak üzere birbirinden lezzetli peynir çeşitlerine de şans vermek gerekir. Kıbrıs mutfağının lezzetlerinden şeftali kebabı ve kuzu tandır da olmazsa olmaz. Organik ürünlerle nefis bir kahvaltı yapmak için Zeytinlik Köyü’ne uğramayı da unutmamak lazım.

Birçok kişi için Girne’de tatilin en çekici özelliği cam gibi berrak deniz. Şehir merkezine yakın Kordonboyu Plajı’nda güneşin ve denizin tadını çıkaranlar Acapulco Plajı’nda rüzgâr sörfü yapmaya gidiyor. Alagadi Plajı da yüzenlere eşlik eden Caretta caretta’larıyla ünlü. Her gün farklı bir plajı denemek isteyenler listeye Mare Monte’yi de ekleyebilir. Bu plajın yakınında Lambousa Limanı’na ait tarihi yapılar da bulunuyor. Kentin batısındaki Kervansaray Plajı ise sakin atmosferiyle konforlu bir deneyim sunuyor. Liman çevresindeki dükkanlar her tür ihtiyacı karşılama kapasitesine sahip. Yerel üreticilerin zeytinyağı ve geleneksel şekerlemeler denemeye değer. Ayrıca Girne’nin meşhur kilim ve el sanatları ürünlerine de göz atmak mümkün.