İnternet sitemizde çerezlerden faydalanılmaktadır. Ayrıntılı bilgi için Çerez Politikamızı inceleyebilirsiniz.
DRAG
GERİ DÖN SIRENA'S WHISPER

Teknelere yakılmış türküler

“Denizci türküsü” (shanty) herhangi bir amaçla denizde yol alırken söylenen şarkı anlamına gelir. Altı bin yıldır süregelen bir davranıştır, Antik Mısır’a kadar uzanır ve asıl işlevi rutin işleri kolaylaştırmaktır. Dinleyici sayısı genellikle azdır ama bu türküler şu savın kanıtıdır: Deniz insana şarkı söyletir.

Denizci şarkıları genellikle bir tür çağn ve cevap formundadır. Napolyon’un savaşlarından evde bekleyen sevgiliye, varış noktasının uzaklığından, özlenen bir limana kadar farklılaşan ortak temaları vardır ve beklenenin aksine denizin çağrıştırdığı romantizmle ilgileri yoktur. “Denizci türküsü”nün tanımı, denizcilerin çalışırken hareketlerini zamanlamalarına yardımcı olmak için kullandığı melodilerdir. Bu durum bazı türkülerde çok belirgindir ve hangi kültüre ait olursa olsun, güçlü bir temel çağın içerir. Anglosakson dünyasında en yaygın bilineni olan “Haul Away, Joe!” ile Karadenizlilerin “Hey ola mola hey”i arasındaki fonetik benzerlik de işlevin değişmemiş olmasına bağlı olsa gerektir.

Denizcilerin endişeleri de bu türkülerin önemli bir kategorisidir. 19’uncu yüzyılda formu belirginleşen İngiliz türküleriyle Amerika’da ortaya çıkanların Afrika kökenli gamlara sahip olması da endişenin kökeni hakkında yeterince fikir verir. Afrika kökenli türkü yakma geleneği zaten deniz veya tekneyle sınırlı olmayıp doğrudan ritmik işgücüne bağlıdır. Oradan blues’a rock’n roll’a ve caza uzanan yol zaten herkesin malumu.

Denizci türkülerini günümüzde bağlamından tamamen kopmuş halde, genellikle profesyonel müzisyenler tarafından yapılan cover’lanından dinliyoruz. Oysa özgün halleri, kimi zaman saatlerce süren ve söyleyenin doğaçlamasına bağlı olarak sözleri sürekli değişen parçalardır. Tabii ki bu türün Stan Rogers’in “Barrett’s Privateers” adlı bestesi gibi güncel sayılabilecek örneklerine de rastlanıyor.

Sadece zaman geçirmek veya eğlenmek için değil de geleneği koruma ve aktarma yolu olarak görülen denizci türkülerinden de bahsedilebilir. Sonuçta türkü söylemek katılımcı bir eylem olduğundan bir yalnızlık uğraşı olarak görülmemeli.

American Folklife Center’daki denizci şarkıları koleksiyonundaki bazı örnekler, konunun derinlemesine incelemeye değer olduğunu gösteriyor. Denizcilerin iş dışında eğlence amaçlı söyledikleri şarkılara farklı isimler verildiği görülüyor. Koleksiyonda balina av cılığı şarkıları da dahil olmak üzere birçok köklü alt tür örneği var. Örneğin Asel Trueblood “Greenland Whale Fishery”yi söylediğide şarkıyı 1888’de öğrendiğini söylemiş. Yani shanty geçmişi çok eskilere dayanıyor. Çok az söz içeren basit ilahi formları da bulunuyor. Bu geleneğin en eski letiratür kaynaklarından biri, Richard Henry Dana’nın 1834’te yayınlanan Two Years Before the Mast adlı eseri.

En ünlü türkü örneklerinden biri olan “Boney”in adını Napolyon Bonapart’tan aldığını öğrenince, sözlerindeki alaycı ifadenin anlamı daha net ortaya çıkıyor. En sevilen parçalardan olan “Hanging Johnny” de kelime oyunlarını kullanarak birlikte halat çekme eylemini ifade ediyor. Sonuçta bu türküler farklı kökenlere sahip, heterojen bir şarkı grubu. Bazıları kıyıdan denize gelmiş, bazılanı doğrudan denizde doğmuş.