İnternet sitemizde çerezlerden faydalanılmaktadır. Ayrıntılı bilgi için Çerez Politikamızı inceleyebilirsiniz.
DRAG
GERİ DÖN SIRENA'S WHISPER

Kıyıdaki Mucize: Dubai Nasıl Kuruldu?

1966 yılında petrol yataklarının keşfedilmesi, Dubai’nin tarihteki gidişatını tamamen değiştirdi. 1971’de Birleşik Arap Emirlikleri’ni (BAE) bağımsızlaştıran diğer altı emirlikle federasyona giren mucizevi şehirdeki en eski bina olan El Fahidi Kalesi’ndki Dubai Müzesi hikâyeyi tüm çıplaklığıyla anlatıyor.

Sadece yüz yıl önce Dubai’deki erkeklerin çoğu inci avcılığıyla uğraşıyordu ve kimse petrolün gücünden haberdar değildi. Şehrin zenginliğine ve kalkınmasına giden yol, zor zamanlardan ve sakinlerin yaşadığı zorluklardan geçmişti. BAE 1971’e kadar İngiliz himayesi altındaydı. 1968’de İngiltere askerlerini bölgeden çekme niyetini açıkladıktan sonra emirliklerin şeyhleri, Katar ve Bahreyn’in de dahil olduğu bir federasyonu kurmaya girişti. Sonuçta altı emirlik arasında anlaşma oldu ve Abu Dabi, Dubai, Ajman, Şarjah, Fujarah ve Ummel Kuveyn bağımsızlık ilan etti.

Petrol yataklarının keşfedilmesinin ardından Dubai’de müthiş bir dönüşüm başladı. Büyük göç alınmasıyla birlikte gökdelenler, iş merkezleri ve yerleşim alanları görülmeye başlandı. Hint ve Paki şirketlerle yapılan iş birlikleri iyi bir gelir kapısı yaratınca Hindistan ve Pakistan’dan milyonlarca, Güneydoğu Asya’dan da yüz binlerce insan buraya aktı. Son otuz yılda görülen modern gelişme kenti Orta Doğu’nun ticari başkenti olarak kabul edilmesini getirdi. Lüks alışveriş merkezleri dünyanın her yerinden insanları çekmeye başladı ve Dubai küçük bir balıkçı köyünden modern bir şehre, hatta dünyada en yaşanası yerlerden birine dönüştü.

Oysa burası İ.Ö. 3000 yıllarında geniş bir bataklıktı. Yaşayanlar ise sığır otlatan göçebelerden ibaretti. İ.Ö. 2500’de ilk hurma ağacı çiftliğini kuranlar sonraki iki bin yıl boyunca sürecek bir tarım çağı başlattı. Bugünkü modern Jumeyra bölgesi, İ.S. 5’inci yüzyılda Umman’dan Mezopotamya’ya giden ticaret kervanları için bir aktarma ve dinlenme durağı olarak hizmet vermeye başladı. Dubai’nin sakinleri, Arap Yarımadası boyunca uzanan rota üzerinde balıkçılık, inci avcılığı, tekne inşası ve onarımı ve tüccarları barındırmayla uğraşıyordu. 1000’li yıllarda tüccarlar Dubai’ye akın etti ve altın, baharat ve tekstil ürünleri satarak ekonominin temelini oluşturan inci avcılığına alternatifler yarattılar.

1793’te Bani Yas kabilesi Dubai’nin kontrolünü ele geçirdi ve Abu Dabi’ye yerleşti. Bu gelişme de şehrin gelişimini durdurmadı. 1787’de El Fahidi Kalesi, Dubai surları ve şehrin en eski binaları inşa edildi. 1820’de İngilizlerin deniz yollarındaki silahları askıya alması, şehrin ticaretinin artması ve gelişiminin hızlanmasına katkıda bulundu. 1833’te Bani Yas kabilesinden Maktum bin Butti körfeze yerleşti ve halen bir balıkçı köyü kimliğini koruyan Dubai’nin bağımsızlığını ilan etti. El Maktum hanedanı o dönemden beri Dubai’yi kalkındırmaya ve daha iyi bir geleceğe yönlendirmeye devam ediyor.

1894 yılında Dubai yetkilileri bölge dışından gelen tüccarları vergiden muaf tutmaya karar verince ticaret büyük ölçekte ve hızla gelişti. Başta Arap Yarımadası, Hindistan ve Pakistan olmak üzere dünyanın her yerinden tüccarlar Dubai’de iş yapmaya başladı. Şehrin büyük ve küçük krizlerle dolu yaşantısı böyle sürerken 1966’da dramatik bir gelişme oldu ve petrol yatakları keşfedildi. Dubai tarihinin en önemli olayı da bu oldu. Şeyh Raşit bin Sait El Maktum, petrol yataklarından gelen geliri kullanarak Dubai’yi modern mimari ve konut binalarıyla yeniden inşa etti ve her bakımdan geliştirdi. Sadece yirmi-otuz yılda tüm manzara değişti ve Dubai bugünkü imajina kavuştu.