İnternet sitemizde çerezlerden faydalanılmaktadır. Ayrıntılı bilgi için Çerez Politikamızı inceleyebilirsiniz.
DRAG
GERİ DÖN SIRENA'S WHISPER

Geleneksel Türk sanatında tekne motifleri

Türk geleneksel sanatları genellikle hat, ebru, minyatür ve çini olarak sınıflandırılır. Yazı ile resmin birlikte kullanıldığı hat sanatı başta olmak üzere dini içerikli konular işlenirken “Amentü” duasının tekne formunda yazıldığı görülür. Bu tavır diğer sanat dallarında ise farklı gemi ve denizcilik motifleri olarak karşımıza çıkar. Karşınızda deniz kültürünün bir başka yansıması.

Hat sanatında genellikle iki bakış tarzı hâkimdir. İlki yazıyı resim sanatı olarak gören ve İslâm’ın uzak durduğu tasvirin işlevini üstlenmeyi benimseyenlerdir. Diğer bakış ise hat sanatını özgül bir dal olarak görür. Anlam ve biçimi diğer sanat dallarından çok farklı bir şekilde bir araya getirdiğinden, hat eserlerinin ne metne ne de resme indirgenebileceğini savunurlar.

Arapça’da “inandım” anlamına gelen “Amentü” sözcüğüyle başlayan dua, İslam dininin iman esaslarını özetler. Tekne formunda yazılmış süslemelerde “vav” harfleri kürek çeken insanları yansıtırken tekne genellikle iki farklı şekilde tasvir edilmiştir. “Vav” harfleri “ve” anlamında kullanılır ve Allah’a, meleklerine, kutsal kitaplanna, peygamberlerine, ahiret gününe, hayra ve şerre inanmayı ifade eder. Bu harflerin arasına “Yedi Uyurlar”ın isimleri yazılır ve ek anlamlar yüklenir. Yazının bereket ve şans getireceğine, yangın, veba gibi felaketlerden koruyan bir tılsım olduğuna inanılır. Bu nedenle bu hat örneklerine cami, ev, kahvehane, dükkân gibi yerlerde rastlanır.

Yazıya eşlik eden ömeklerden birinde dua metni şöyle kaleme alınmıştır: “Ey halleri ve durumları dönüştüren Allah’ım! Bizim halimizi de en iyi olan duruma dönüştür. Ey mülkün sahibi, Allah’ım.” Fetih Suresi’nin ilk ayeti olan Ashab-ı Kehfisimleriyle (Yemliha, Mekselina, Mislina, Mernuş, Debernuş, Sazenuş, Kefeştatayuş, Kitmir) oluşturulan gemi formunda, “vav” harfleri geminin kah insanları kah kürekleridir. Hattat Hüsni tarafından 1903’te yazılmıştır. Diğer örnekte ise aynı isimlere yelkenler üzerindeki ayet metni eşlik etmektedir. Arkadaki bayrakta “Maşallah,” ibaresine yer verilmiş, harfler uzatılarak kürekler oluşturulmuştur. Hattat Mehmed Hulusi 1900 yılında yazmıştır.

Mimari alandaki süsleme sanatlarında da deniz temalarına rastlanır. 18’inci yüzyılda çizilen duvar resimleri arasında çiçekler, meyve kâseleri ve manzara tasvirleri öne çıkarken İstanbul’u konu alanlarda tekneler de görülür. Zamanla yeni konular da duvar resmine girmiştir ama deniz temasının en çarpıcı mimari örneği, Barbaros Hayrettin Paşa Camii’nin kubbesidir. Paşanın denizci olması sebebiyle kubbenin göbeğinde bir pusula yer alır. Kubbedeki yazı, gemilerin denizde ilerlemesini anlatan İbrahim Suresi’dir. Kompozisyonun dış çeperi gemi dümeni şeklinde çizilmiş, diğer çeperlerde birçok eserde görülen zincir motifi kullanılmıştır.

Geleneksel Türk sanatında resme olan yaklaşımın ön plana çıktığı dal, kuşkusuz minyatürdür. Perspektifin göz ardı edildiği bu resim türü ince işçiliğe dayanır ve yine güzel yazı sanatıyla iç içe geçer. Genellikle hattatlar resim yapmaya gerek duymadığından minyatür ayn bir uzmanlık alanı olarak kalmıştır. İran sanatında da benzeri görülen bu alan, tarihi olay ve kişiliklerin tasvirini de ele aldığından denizciliğe dair birçok minyatüre rastlanır. Ömeğin Levni’nin 1690’da yarattığı Sumâme adlı eserde, Sultan Osman yeni yaptırdığı kasra gitmek için bindiği saltanat kayığında görülür. Topkapı Sarayı Müzesi’ndeki bir başka minyatürde ise padişah sal üzerine kurulmuş bir şenlik sahnesini izlerken resmedilmiştir. Denizde yüzen bu sahnede kadın giysileri giymiş köçekler dans etmektedir.

14-18’inci yüzyıllar arasında İznik’in en önemli çini yapım merkezi olması, seramik ve çiniciliğin ileri estetik vasıflara ulaşmasını getirmişti. Seramiklerin süslemesinde genellikle doğadan bitkisel motifler, çiçekler, bahar dalları kullanılsa da gemi tasvirlerine çeşitli yelkenlilere, kayıklara, kalyonlara da rastlanır. Deniz araçlarının özellikle stilize edilerek kullanıldığı örnekler, güçlü bir düş gücünün ürünüdür. Dolayısıyla geleneksel Türk sanatlannin hemen her dalında tekne tasvirleri kullanıldığı söylenebilir. Ayrıca tabakların kenar bordürlerinde görülen stilize edilmiş dalga bordürleri, özellikle tekne tasvirli örneklerde farklı kompozisyonlar yaratmıştır. Gemi tasvirlerinin seçkin örnekleri sadece tabaklara değil, çeşitli kase, kavanoz ve vazolarda, kadeh, ibrik ve sürahilerde de görülür. 17’nci yüzyıldan itibaren İznik’teki üretim kalitesinin bozulması üzerine çini ve seramik geleneği Kütahya’da sürmüştür.