İnternet sitemizde çerezlerden faydalanılmaktadır. Ayrıntılı bilgi için Çerez Politikamızı inceleyebilirsiniz.
DRAG
GERİ DÖN SIRENA'S WHISPER

Bir Boğaziçi Güzeli

Adını Amerika yerlilerinin efsanevi lideri ve Iroquois Konfederasyonu’nun kurucusu olarak tanınan Hiawatha’dan alan bir yat, yarım asrı aşkın süre boyunca İstanbul’u ikiye ayıran Boğaziçi’nin en göz alıcı teknelerinden biri oldu.

1932 yapımı ve Amerika Birleşik Devletleri’nin İstanbul Başkonsolosluğu’na ait olan on beş metre boyundaki Hiawatha, uzun yıllar Boğaziçi manzaralarını süsleyerek hizmet verdi. Şık çizgisinin arkasında Walter J. McInnis imzası yatıyordu. Kariyerine Neponset, Massachusetts’teki George Lawley & Son Corp.’ta başlayan ve on iki yıl boyunca tasarım ofisinde çalışan McInnis, 1924 yılında East Greenwich, Rhode Island’daki Frederick S. Nock tersanesinin tasarım ofisinin başına geçti. Bir yıl sonra Lawley ile kendi firmalarını kurdular ve etkili sözleşmeler imzalamaya başladılar. Bunlardan biri de American Car & Foundry şirketi ile kurulan iş birliğiydi ve yeni zenginleşen Amerikan pazarı için yüzlerce tekne inşa edecekler, onlardan biri olan Hiawatha’nın yolu ise İstanbul’a düşecekti.

Hiawatha başkonsolosluğun önemli konuklarına İstanbul Boğazı’nı gezdirmekte kullanılıyordu ve Boğaziçi’nde o kadar sık görülüyordu ki, turları koordine eden Richard Hinkle, her yönüyle Boğaz’ı konu alan From the Bosphorus adlı bir kitap bile yazmıştı.

On yıllarca Hiawatha’yı kullanan kaptan ise Naci adlı bir Türk kaptandı. Turda olmadığı zamanlar demirli olduğu Bebek Koyu sahilinde her sabah özenle tekneyi temizleyen Naci Kaptan teknesiyle o kadar özdeşleşmişti ki, tekne “Naci’s Hiawatha” diye anılır olmuştu. Hatta resmî kaydı değilse bile teknenin üstündeki ismine bir ara “Naci’s” eklenmişti.

Hiawatha yaşlandıkça diplomatik görevinden uzak kalmaya başladıysa da sulardaki yaşamı kolay kolay sonlanmadı. Çünkü 1940’lı yıllarda Bebek sırtlarındaki Robert Kolej’de öğrenci olduğu yıllardan beri ona sahip olmayı hayal eden biri vardı. O deniz ve klasik tutkunu genç Türkiye’nin en önde gelen iş adamlarından biri olduktan sonra sanayi tarihine odaklanan eserleri bir araya getiren bir müze de kuran Rahmi Koç’tu. 2013 yazında Rahmi Koç Müzesi ile ABD İstanbul Başkonsolosluğu arasında imzalanan eşvasilik protokolüyle Hiawatha kapsamlı bir restorasyondan geçirildi ve müzede sergilenmeye başlandı. Bütün aksamları çalışır durumda tutulduğundan istendiğinde yeniden Haliç’ten palamar çözüp Boğaziçi turu da atabilecekti.

Dönemin ABD İstanbul Başkonsolosu Scott Kilner, Rahmi Koç’un Hiawatha’ya ilgisini duymuş, bir gün tekneden vazgeçilmesi ve satılması durumunda talip olduğunu bildiren mektuplarını okumuştu. 2012 yılında başkonsolos ve büyükelçi bir karara varıp Koç’u ziyaret etti ve Hiawatha’yı sahibi olarak kalma kaydıyla müzeye vermek istediklerini belirttiler. İki kurum arasındaki görüşme ve işlemler bir yıl kadar sürdü ve formaliteler hallolduktan sonra iki kurumun eş vasiliği yürürlüğe girdi. Sonuçta uzun yıllar iki ülke ilişkilerinin geliştirilmesi için İstanbul’a gelen heyetlerin ağırlandığı Hiawatha, Rahmi Koç Müzesi’nin koruması altına girdi ve hizmet görmeye devam etti. Şimdi her isteyen onu müzede görebiliyor ve sadece en şanslı seçkin konuklar onunla tura çıkabiliyor.